“128 milyar dolar nerede” meselesi yıllar sonra tekrar gündeme geldi. Şubat 2021’de CHP’nin kurumsal sosyal medya hesabından yayınlanan bir videoda dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a siyasi eleştiri sınırlarını aşan eleştiriler yapıldığı gerekçesiyle açılan davada 1. ve 2. derece mahkemelerinde 40 bin lira tazminat cezası uygun bulunmuş, CHP meseleyi Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı. Anayasa Mahkemesi’nin alt derece mahkemelerinin kararını bozmaması üzerine AKP sözcüsü Ömer Çelik “CHP’nin yalan siyaseti bir kez daha çöktü” açıklamasını yaptı. Konuyu ilk sayfadan gören gazetelerde de benzer yorumlar yapıldı.
Oysa ki, davanın açıldığı dönemlerde TCMB rezervlerinden yüklü miktarda döviz satışının yapıldığı artık çok net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar da sadece CHP tarafından yapılan paylaşımın Hazine ve Maliye Bakanı’na hakaret içerip içermediğine ilişkin. Söz konusu videoyu tam hatırlayamadığım için kesin bir yargıda bulunamıyorum ancak burada muhtemelen dönemin CHP yönetiminin bir iletişim beceriksizliği de söz konusuydu. Meselenin somut bilgilere dayanarak ve net bir şekilde ortaya konmak yerine sloganlar ve yalan yanlış bilgilerle ele alınmış olması, haklı olunan bir konuda haksız çıkılmasına yol açmış gibi görünüyor.
Merkez Bankası rezervlerinden gizli kapaklı olarak eritilen meblağ ilk olarak 128 milyar dolar hesaplanmış, akıllarda hep bu meblağ kalmış, ancak ilerleyen dönemlerde söz konusu miktar 200 milyar dolara kadar çıkmıştı. Finansal piyasaları takip edenlerin TCMB’nin brüt rezervlerine odaklanmaya devam edeceği ve swap hariç net rezervlerin hesaplanmayacağı zannıyla hareket edilmişti. Fakat bir aşamada bazı piyasa uzmanları sıra dışı durumu fark ederek dikkatleri bu tarafa çektiler ve mesele net bir şekilde ortaya kondu.
Konunun kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışıldığı dönemde Deutsche Welle Türkçe CİMER aracılığıyla 16 Nisan 2021’de Merkez Bankası’na bilgi edinme başvurusunda bulunarak 128 milyar doların akıbetini sormuş, TCMB soruya 7,5 ay sonra yanıt göndermişti. TCMB’den gelen açıklamada “Diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de bu dönemde artan sermaye çıkışları, azalan doğrudan yatırımlar, turizm ve ihracatta yaşanan hızlı daralma nedeniyle ekonomide yüksek tutarda döviz talep fazlası ortaya çıkmıştır. Ek olarak mevcut jeopolitik konjonktürün de yarattığı baskılar, makro finansal istikrarı sağlamak üzere ekonomide döviz likidite ihtiyacının karşılanması gerekliliğini doğurmuştur. Bu nedenlerle finansal istikrarın korunması, ödemeler dengesi finansmanı ve döviz arz-talep dinamikleri kapsamında işlemler gerçekleştirilmiştir. Bu sayede ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat kapasitesi korunmuş, reel sektörün, finansal kesimin ve kamu kurumlarının döviz likiditesine erişim ve dış ödemeler noktasında herhangi bir sorunla karşılaşmaması için gerekli tedbirler alınmıştır” denmişti.
Nisan 2022’de dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin bir açıklamasında da rezervlerin kullanımı dolaylı olarak ve gerçeklere uygun bir şekilde kabul edilmişti. Canikli, 128 milyar doların nereye gittiğini izah ederken “Cari açığın finansmanı için Merkez Bankası 30 milyar dolar döviz sattı. Yani 30 milyar doları ithalatçılar satın aldı. 2019 ve 2020’de toplam 36 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirildi. 75 milyar dolar Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişiler tarafından satın alındı. Özel sektör dış borcunu ödemek için 43 milyar dolar satın aldı. Son olarak, 2019 ve 2020’de 12 milyar dolarlık yabancı portföy yatırımı çıkışı oldu. Yani yabancı yatırımcılar daha önceki yıllarda Türkiye’ye getirip portföy yatırımında kullandıkları dövizin 12 milyar dolarlık kısmını tekrar dövize çevirip geldiği ülkeye geri götürdü. Bu dört kalemi topladığımızda 160 milyar dolara ulaşılmaktadır” demişti.
Merkez Bankası rezervlerinin kamuoyuna resmen açıklanan döviz satış ihaleleri olmaksızın kullanılıyor olması günümüzde de devam eden bir uygulama. Özellikle ülkede ve dünyada önemli siyasal gelişmeler olup dövize talep oluştuğunda bu işlemler yapılıyor. Banka tarafından resmen açıklanmıyor olmasa da bilançosunu inceleyen uzmanlar “şu tarihte şu kadar döviz satışı yapıldı” şeklinde hesaplamalar yapabiliyorlar. Anayasa Mahkemesi’nin son kararını “CHP’nin yalanı tescillendi” şeklinde sunmanın belli bir seçmen kitlesinde elbette alıcısı olabilir. Ancak bu işlerden biraz anlayanlar için gülünç bir söylem olmanın ötesine geçme şansı yok.
Prof. Dr. Cem BAŞLEVENT



