ATEŞTEN GÖMLEK GİYMEK

Bugün CHP’nin başına gelenler Türkiye demokrasisi bakımından önemli bir kırılma noktasıdır. Yaşanan sürecin tam merkezinde çeyrek asırlık iktidar tecrübesinde bugün devletleşmiş, otokratik oligarşik iktidar partisi vardır. Karşı karşıya olduğumuz tablo, siyasal rakibi eleme; felç etme, bölme ve parçalama stratejisinin bir sonucudur. Öte yandan, yaşanananti-demokratik süreci iki açıdan önemsiyorum. Birincisi bu süreci bir erken alarm gibi görmek gerekir. İkincisi ise ortaya çıkan krizi fırsata dönüştürme ihtimalinin yüksek olması. 

Bir erken alarm

AKP hakkında uzun zamandır dile getirilen “Bunlar seçime gitmez; iktidarı bırakmamak için her şeyi yaparlar” savının hiç de temelsiz olmadığı ortaya çıktı.

6 Mayıs 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal ettiren; 2024 yerel seçimlerinde kazanamadığı belediyeleri kayyım uygulamaları ve çeşitli başka siyasal manevralarla kendi yönetimine geçiren; hakkında ciddi yolsuzluk iddiaları ileri sürülen (bu iddiaları mütemadiyen iktidar yanlısı medya dile getiriyor) siyasetçileri dahi sayısal çoğunluğu elde etmek uğruna bünyesine katmakta sakınca görmeyen iktidar partisi, yerel seçim yenilgisini dahi hazmedemiyorsa, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini ve genel seçimi küçük bir farkla kaybetmesi hâlinde neler yapabilir? Hatırlatmakta yarar var. “13-14 bin farkla bir seçimi kazandım havasına kimsenin girmeye hakkı yoktur” sözleri, 8 Nisan 2019 tarihinde yani yerel seçimlerden bir hafta sonra, pek çok CHP milletvekili ve üyesinin sandık sonuçlarını korumak adına, oy çuvallarının üzerinde yattığı günlerde ifade edildi.

İstanbul’un kazanılması için 13-14 bin oy farkı yetmiyorsa, cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için ne kadar fark atılması gerektiğini, bugün muhaliflerin ciddiyetle düşünmesi lazım. İlk seçimlerdeki küçük farklı galibiyet, bırakın sadece siyasetçileri hapsetmeyi, halkın iradesinin ve toplumsal huzurun dahi gözetilmeyeceğinden endişe etmek gerekir. 31 Mart 2024’ten sonra CHP üzerinden yürütülen süreç, bütün muhaliflerin akıllarını başlarına almaları bakımından büyük bir ikazdır. Bir erken alarm zilidir. AKP, genel seçimde başvurabileceği yöntemlerin provasını yaparken en sadık bürokratlarını en kritik bakanlıklara ve kamu makamlarına yerleştirerek hazırlığını daha da güçlendirmiştir.

Muhalefet artık önündeki seçimi olağan demokratik şartlarda yapılacak sıradan bir seçim gibi göremez. Sandığın kurulmasından oyların sayılmasına, tutanakların korunmasından seçim sonrası yaşanabilecek gelişmelere kadar bütün ihtimallere hazırlıklı olmak zorundadır.

Mirasyediden gerçek bir siyasal partiye dönüşme sınavı

Sürecin ikinci iyi tarafı, (seçilmiş) CHP yöneticilerinin ataletten kurtularak partiyi gerçek anlamda mücadele eden bir siyasal örgüte dönüştürmek zorunda kalmasıdır.

CHP büyük bir marka ve yüz yıllık bir müktesebattır. Kurumsallığı, örgütlenme kapasitesi ve ülke çapındaki yaygınlığı bakımından Türkiye’nin en güçlü birkaç partisinden biridir. Hemen her yerde örgütü vardır. Hazine yardımı sayesinde önemli mali kaynaklara sahiptir. En olumsuz şartlarda dahi yüzde 15’in üzerinde oy alabilecek köklü bir seçmen tabanı bulunmaktadır. Dolayısıyla CHP’de siyaset yapmak, yeni bir siyasal hareket kurmaya kıyasla kolaydır. 

Partinin iki önceki hizipçi genel başkanı, döneminde iktidar hedefinden ziyade parti içi dengeleri korumayı ve garanti görülen yüzde 20 civarındaki oy oranıyla konforlu bir muhalefet yürütmeyi tercih etti. 1999’daki parlamento dışı kalma hâli ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir istisnadır.

Onu izleyen genel başkanın CHP’ye önemli katkılar sunduğu da inkâr edilemez. Seçim kazanamamış olması, her konuda bütünüyle başarısız olduğu veya bazı çevrelerin iddia ettiği gibi “işbirlikçi” sayılması için yeterli değildir. Özellikle 2019 yerel seçimlerinde yaptığı tercihler olumlu sonuç vermiş ve CHP’yi farklı bir siyasal atmosfere taşımıştır. Ancak bunların hiçbiri, ortaya çıkan toplam sonucun yeterli olduğu anlamına gelmez. Nitekim bugün butlancıların en önemli iddialarından biri, 2024 yerel seçim zaferinin Özel ve ekibinden ziyade eski yönetimin hazırladığı siyasal birikimin sonucu olduğu değil midir?

İşte Yeni Parti tam bu noktada çok önemli bir fırsattır. Açık söylemek gerekirse: “Elleme iyi oldu” diyorum. Zira şimdi bazı soruların gerçek cevaplarını görme imkânı doğmuştur:

Gerçekten bütün başarı önceki yönetimin eseri midir, yoksa gençleşen yönetime gençlerin ve değişim isteyen seçmenlerin sahici bir teveccühü mü vardır?

Kazanılan oylar CHP markasına ve yüz yıllık müktesebata mı aittir, yoksa sokaklarda halkla buluşmanın sonucu mudur?

Görünürlük; hazine yardımının, medyanın ve belediyelerin sunduğu imkânlardan mı kaynaklanmaktadır, yoksa sandık sandık, tırnaklarla kazanılabilecek midir?

Kurumsal CHP’nin imkânlarına rağmen sandıklara sahip çıkamamak mı, yoksa her sandığın başına en az iki nefer dikebilmek mi?

Hazineden beslenmek mi, halkın alın teriyle var olmak mı?

Genel merkezde oturmak mı; tarlalara, fabrikalara, üniversitelere ve emeklilerin oturduğu parklara gitmek mi?

Evet, elleme iyi oldu. Şimdi bakacağız ve göreceğiz.

İki ihtimal

Bütün bu soruların önünde iki muhtemel cevap bulunmaktadır.

Birinci ihtimal şudur: Meydanları dolduran kalabalıklar, kazanılan belediyeler ve ortaya çıkan siyasal hareketlilik esasen CHP kurumunun eseridir. Bu durumda Yeni Parti yüzde 2–3 civarında oy alacak ve kısa sürede siyasal etkisini kaybedecektir.

İkinci ihtimal ise, hareketin gücü 100 yıllık kurumsal CHP’den değil, doğrudan halkın oyuna talip olmasından kaynaklanacak olmasıdır. Yeni Parti, hazine yardımı olmadan ve yerleşik kurumsal imkânlara dayanmadan; tıpkı AKP’nin 2001’deki kuruluş sürecinde olduğu gibi mahalle mahalle, sokak sokak, apartman apartman örgütlenerek geniş halk kitlelerini harekete geçirebilir. Kendi gücüyle var olmayı başarırsa siyasal rüştünü de ispat etmiş olur.

İkinci ihtimal gerçekleşirse ortaya çıkacak sonuç yalnızca “cam tavanı kıracak” bir oy oranı değildir. Bunun anlamı doğrudan iktidar alternatifine dönüşmektir.

Aksi hâlde, köklü bir partiden koparak kurulan ve seçim barajı civarında kalan örneklerde olduğu gibi (örneğin MHP’den ayıran İyi Parti’nin oy oranı) Yeni Parti de ancak geçici bir rüzgârın partisi olabilir.

Bu nedenle bugün giyilen şey gerçekten ateşten bir gömlektir. Bu alev topu ya teşebbüs sahiplerini yakıp kül edecek ya da onlar, devlet partisine dönüşmüş iktidarın ve onun etkisi altındaki bürokrasinin bütün ayak oyunlarına ve engellemelerine üstesinden gelebilecektir. Bu zaten iktidar olmak demektir. 

Hangisinin gerçekleşeceğini bize zaman gösterecek.

Elbette ikinci ihtimalin gerçekleşmesi, Türkiye’ye biçilen iyimser monarşik rolüne ve Osmanlı millet sistemine teşne otokratik oligarşik iktidarın son bulması ve Türkiye demokrasinin kırılganlıktan kurtulması bakımından değerlidir. 

Doç. Dr. Veysel Dinler

Yorum Bırak

At vero eos et accusamus et iusto odio digni goikussimos ducimus qui to bonfo blanditiis praese. Ntium voluum deleniti atque.

Melbourne, Australia
(Sat - Thursday)
(10am - 05 pm)