02/10/2026

Nasreddin Hoca’nın doğuran kazanına inanmamızı bekleyenler, işler sarpa sarıp da kazan aniden “ölünce”, şimdi bizi bambaşka bir absürtlük tiyatrosunun izleyicisi yapmaya çalışıyorlar.

Ortada tam 800 milyar liralık, yerçekimine ve matematiğe meydan okuyan fon vurgunu var. Memleketin kasası diplenmiş, kaynaklar hortumlanmış, SPK’nın, BDDK’nın gözü önünde fonlar 524 kat şişirilmiş. Peki iktidar cephesinden gelen refleks ne? “Bizim hiçbir şeyden haberimiz yoktu.”

Ne kadar kullanışlı bir masumiyet, değil mi? Ülkenin ortasında milyarlarca lira el değiştiriyor, yalılar, jetler, yatlar havada uçuşuyor ama ülkeyi yönetenlerin, her bir kuruşun hareketini takip etmesi gereken kurumların bundan “haberi yok”. Devletin en tepe noktaları, bu devasa talanın faturasını birkaç “açgözlü fon yöneticisine” kesip, ellerini yıkayarak kenara çekilmeye çalışıyor.

Tabii “haberimiz yoktu” savunması zekâmıza edilen hakaretin sadece başlangıcı. Konuyu üzerlerinden temizlemek için devreye sokulan meşhur sosyal medya trollerinin, gazetecilerin, hatta ünvanının başında “Prof.” olan komedyenlerin bile Twitter’daki komik çırpınışlarını izliyoruz son günlerde. Neymiş? Efendim bu krizin arkasında Türkiye’nin şahlanışını kıskanan “dış güçler” varmış! Hızını alamayan bazıları işi, tek parti dönemine, hatta İsmet İnönü’ye kadar dayandırıyor. Utanmasalar “Lozan’ın gizli maddeleri yüzünden fonlar temerrüde düştü” diyecekler. Kendi kurdukları, kendi besledikleri ve kendi elitlerinin semirdiği bataklığın faturasını tarihe ve hayaletlere keserek aklımızla dalga geçiyorlar.

Ve gelelim filin odadaki en büyük, en absürt haline: Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin “etkin pişmanlık” için Hazine’ye iade ettiği iddia edilen o meblağa… 2.2 milyar Türk Lirası!

Şunu dürüstçe konuşalım: Bugün ülkede sokaktaki vatandaşın, asgari ücretlinin, emeklinin o 2.2 milyar liranın nasıl devasa bir para olduğunu tahayyül etme şansı yok. Kâğıda yaz desek, çoğumuz sıfırları sayarken yoruluruz. İnsanın zihinsel sınırlarını aşan, algılamakta zorlandığı servetten bahsediyoruz. Üstelik bu, buzdağının sadece görünen yüzü, iade edilmesine “göz yumulan” kısmı. Mesele sadece Fatma Hanım değil; mesele, ülkenin adeta dibinin sıyrılmış olmasıdır.

Fakat sistem o kadar kurnaz ki, rakamların büyüklüğü ve vurgunun çapı tartışılamasın diye hemen o bildik, bayatlamış senaryo devreye sokuluyor: Başörtüsü ve din. Fatma Betül Sayan Kaya üzerinden yürütülen tartışmayı, “Başörtülü bir kadına, dindar kesime saldırıyorlar” diyerek dine yormaya, olayı buradan kutuplaştırmaya çalışıyorlar.

Halbuki bu numarayı artık kimse yemiyor. Son yıllarda ülkede deizmin, ateizmin patlama yapmasının, gençlerin inançtan hızla uzaklaşmasının en büyük sebebi tam olarak bu çelişki değil mi zaten? Kursağından haram lokma geçmeyen milyonlarca insan, dini değerlerin böylesi devasa servet transferine, lüks ve şatafata kalkan yapılmasından artık yoruldu, midesi bulandı. Mesele kimin ne giydiği, başını nasıl örttüğü değil; o başörtüsünün altındaki zihniyetin 2.2 milyar lirayı nasıl olup da “etkin pişmanlık” adı altında bir çırpıda çıkarıp verebildiğidir. Bu bir inanç meselesi değil, soygun meselesidir. Bizi sahte kültür savaşlarıyla meşgul edip, kasadan uçan milyarları unutturacaklarını sanıyorlar.

Tüm bu tabloya bakınca, iktidarın o en şaşalı, en çok alkış alan meşhur sloganı yankılanıyor kulaklarımızda: “İtibardan tasarruf olmaz!”

Hakkını teslim edelim; gerçekten de olmamış! Hiç tasarruf etmemişler. 1.8 milyar liralık “LORETA” isimli lüks yatlarla, özel jetlerle, 5 lüks villayla bireysel “itibarlarını” parayla satın almaya çalışmışlar. İtibarı, bileğe takılan milyonluk saat, binilen özel jet, hesaptaki milyarlık fon sanan sonradan görme figürler; kendi şahsi itibarlarını tasarrufsuzca inşa ederken, aslında devletin, ülkenin ve toplumun tüm ahlaki itibarını iflas ettirmişler.

Şimdi bizden; kazanın doğurduğuna, İnönü’nün kazanı çaldığına, dış güçlerin kazanı deldiğine ve 2.2 milyar liranın sadece “ufak hata” olduğuna inanmamızı bekliyorlar.

Nasreddin Hoca haklıydı. Doğuran yalan sistemine zamanında itiraz etmezseniz, gün gelir aklınızın, mantığınızın ve cüzdanınızın ölüm fermanını, kendi gözlerinizin içine baka baka, yüzleri hiç kızarmadan okurlar.

Başak Yağmur ERAY

Yorum Bırak

At vero eos et accusamus et iusto odio digni goikussimos ducimus qui to bonfo blanditiis praese. Ntium voluum deleniti atque.

Melbourne, Australia
(Sat - Thursday)
(10am - 05 pm)