Kuzey Kore’de Yeni Anayasa Dönemi: Kim Jong Un’un yetkileri daha da genişledi

  • Anasayfa
  • Analizler
  • Kuzey Kore’de Yeni Anayasa Dönemi: Kim Jong Un’un yetkileri daha da genişledi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, 2023 yılında yaptığı açıklamalarla Kore Yarımadası’nın son yetmiş yılına damga vurmuş en temel siyasi paradigmalarından birini fiilen sona erdirdi. Pyongyang yönetimi artık Güney Kore ile yeniden birleşme hedefinden vazgeçtiğini açıkça ilan ediyor. Ancak bugün gelinen noktada mesele yalnızca söylem değişikliğinden ibaret değil. 2026 yılında kabul edilen yeni anayasa değişiklikleri, Kuzey Kore’nin devlet kimliğini, ideolojik yönelimini ve kurumsal yapısını kökten dönüştüren tarihî bir kırılmaya işaret ediyor. 

Kore Savaşı’nın ardından kurulan iki Kore devleti, onlarca yıl boyunca kendilerini ayrı uluslar olarak değil, bölünmüş tek bir milletin meşru temsilcileri olarak tanımladı. Dünyanın “Kuzey Kore” ve “Güney Kore” diye bildiği devletler aslında resmî olarak bu isimleri kullanmıyor. Kuzey’in resmî adı Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Güney’in ise Kore Cumhuriyeti. Her iki taraf da uzun yıllar boyunca tüm Kore Yarımadası üzerindeki meşruiyet iddiasını sürdürdü.

Ancak Kim Jong Un’un son yıllarda attığı adımlar, bu tarihsel yaklaşımın artık sona erdiğini gösteriyor. Pyongyang yönetimi, Güney Kore’yi artık “aynı milletin diğer yarısı” değil, açık biçimde “düşman bir devlet” olarak tanımlıyor. Bu dönüşüm yalnızca siyasî söylemde değil, semboller, dil, anayasa ve devlet ideolojisinde de hissediliyor.

Yeniden Birleşme Sembolleri Birer Birer Siliniyor

Kuzey Kore, son iki yılda yeniden birleşme fikrine dair hemen her sembolü sistematik biçimde ortadan kaldırdı. Pyongyang’daki en tanınmış anıtlardan biri olan “Yeniden Birleşme Takı” yıkıldı. Devlet propagandasında birleşik Kore vurguları azaltıldı. Hatta ulusal marşın sözlerinde dahi değişikliğe gidildi.

Belki de en dikkat çekici değişim ise dilde yaşandı. Kuzey Kore yönetimi ve devlet medyası artık Güney Kore’den söz ederken tarihî olarak kullandığı “Nam Joseon” yani “Güney Joseon” ifadesini terk ediyor. Bunun yerine Güney Kore’nin kendi resmî adı olan “Daehan Minguk” ve “Hanguk” ifadeleri kullanılmaya başlandı.

Bu değişim, dışarıdan bakıldığında teknik bir ayrıntı gibi görünebilir. Ancak Kore siyasi kültürü açısından son derece derin bir anlam taşıyor. Çünkü iki Kore, uzun yıllardır birbirlerinin devlet isimlerini bilinçli biçimde kullanmaktan kaçınıyordu. Kuzey Kore kendisini “Joseon” olarak tanımlarken Güney Kore kendisini “Hanguk” olarak tanımlıyor. Tarafların birbirine hitap biçimleri dahi ideolojik bir mücadele alanıydı.

Şimdi ise Pyongyang ilk kez Güney Kore’nin kendi devlet tanımını fiilen kabul etmiş görünüyor. Bu da Kuzey Kore’nin artık iki Kore’nin “tek ulusun geçici olarak bölünmüş parçaları” olduğu tezinden uzaklaştığını gösteriyor.

Ertelenen Seçimler ve Yeni Meclis

Normal şartlarda Kuzey Kore’nin Yüksek Halk Meclisi seçimlerinin 2024 yılında yapılması gerekiyordu. Ancak seçimler açıklanmayan nedenlerle 2026’ya ertelendi. Nihayet seçimler 15 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirildi.

Beklendiği üzere, Workers’ Party of Korea tarafından onaylanan tüm adaylar seçildi. Bununla birlikte resmî sonuçlarda dikkat çeken küçük bir ayrıntı vardı: adaylara karşı yüzde 0.07 oranında ret oyu kullanıldığı açıklandı. Bu, onlarca yıldır görülmeyen sembolik bir gelişme olarak yorumlandı.

Yeni seçilen 15. Yüksek Halk Meclisi ilk oturumunu 22-23 Mart tarihlerinde gerçekleştirdi. Kim Jong Un yeniden Devlet İşleri Komisyonu Başkanı seçildi. Başbakanlık, bakanlıklar ve diğer üst düzey devlet pozisyonları da yeniden şekillendirildi.

Ancak asıl dikkat çekici gelişme anayasa değişiklikleri oldu.

“Sosyalist Anayasa” İfadesi Kaldırıldı

Yeni anayasanın tam metni henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Buna rağmen Lee Jung-chul adlı Güney Koreli akademisyen tarafından Seul’de düzenlenen bir basın toplantısında anayasa metninin önemli bölümleri kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantı, South Korean Ministry of Unification ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Basına yansıyan metinlere göre anayasanın adı artık “Sosyalist Anayasa” değil, yalnızca “Anayasa”.

Bu sembolik değişiklik bile Pyongyang’ın ideolojik yöneliminde yeni bir döneme girildiği yorumlarına yol açtı.

Kim İl Sung ve Kim Jong İl Geri Plana İtiliyor

Yeni anayasanın önsözünde yapılan değişiklikler, Kim Jong Un’un kendi kişisel iktidarını kurumsallaştırma çabasının önemli bir göstergesi olarak görülüyor.

Eski metinde devlet, “Büyük Lider Yoldaş Kim İl Sung ve Büyük Lider Yoldaş Kim Jong İl’in devlet kuruculuğu ideolojisinin hayata geçirildiği Juche sosyalist devleti” olarak tanımlanıyordu.

Yeni metinde ise bu ifade tamamen kaldırılarak yerine “Kore halkının çıkarlarını temsil eden ve sosyalist dava uğruna mücadele eden halk merkezli sosyalist devlet” ifadesi getirildi.

Bu değişiklik, Kim Il Sung ve Kim Jong Il merkezli klasik devlet ideolojisinin geri plana itildiğini gösteriyor. Uzmanlara göre “halk merkezli sosyalist devlet” kavramı doğrudan Kim Jong Un dönemine ait yeni bir ideolojik çerçeve oluşturuyor.

Benzer revizyonların geçtiğimiz dönemde Workers’ Party of Korea parti tüzüğünde de yapılmış olması dikkat çekiyor.

“Kuzey” ve “Yeniden Birleşme” İfadeleri Silindi

Anayasanın eski önsözünde Kuzey Kore’nin “yarımadanın kuzey kısmındaki halk iktidarını güçlendirmek” ve “barışçıl yeniden birleşme” için mücadele ettiği belirtiliyordu.

Yeni metinde ise “kuzey” ifadesi tamamen çıkarıldı. Yeniden birleşmeye ilişkin tüm referanslar da kaldırıldı.

Bu değişiklik, Pyongyang’ın artık kendisini tüm Kore’nin temsilcisi olarak değil, yalnızca mevcut sınırları içerisindeki bağımsız bir devlet olarak tanımlamaya yöneldiğini ortaya koyuyor.

Güney Kore Üzerindeki Toprak İddiası Fiilen Sona Eriyor

Anayasanın ikinci maddesi artık Kuzey Kore’nin toprak sınırlarını açık biçimde tanımlıyor:

“Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin toprakları kuzeyde Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu ile, güneyde ise Kore Cumhuriyeti ile sınır komşusu olan bölgeyi kapsar.”

Bu ifade son derece kritik görülüyor. Çünkü Kuzey Kore tarihinde ilk kez Güney Kore’nin ayrı bir devlet olarak sınır komşusu olduğu dolaylı biçimde anayasal zeminde kabul edilmiş oluyor.

Bu durum, Pyongyang’ın Güney üzerindeki tarihî egemenlik iddiasından fiilen vazgeçtiği şeklinde yorumlanıyor.

Kim Jong Un’un Yetkileri Daha da Artıyor

Yeni anayasa değişikliklerinin belki de en önemli boyutu, Kim Jong Un’un kurumsal yetkilerinin dramatik biçimde genişletilmesi.

Devlet İşleri Komisyonu Başkanlığı artık anayasal sıralamada Yüksek Halk Meclisi’nin önüne yerleştirildi. Bu değişiklik, liderlik makamının meclisin üstünde konumlandığını ima ediyor.

Anayasa artık açık biçimde Devlet İşleri Komisyonu Başkanını “devlet başkanı” olarak tanımlıyor. Önceki sistemde bu konu bilinçli biçimde muğlak bırakılmıştı.

Yeni düzenlemelerle birlikte Kim Jong Un şu yetkilere sahip oluyor:

• Meclis tarafından çıkarılan yasaları veto edebilme, 

• Devlet ödülleri verme, 

• Yabancı diplomatların güven mektuplarını kabul etme, 

• Meclis oturumda değilken üst düzey devlet yetkililerini görevden alma veya atama, 

• Başbakanı ve meclis başkanını görevden uzaklaştırma, 

• Halkın güvenini kaybettiği gerekçesiyle milletvekillerini görevden alma. 

Bu son madde özellikle dikkat çekiyor. Çünkü bu yetki fiilen meclisi dağıtma gücü anlamına geliyor.

Dahası, önceki anayasada meclisin Devlet İşleri Komisyonu Başkanını görevden alma yetkisi bulunuyordu. Yeni değişikliklerle bu madde tamamen kaldırıldı.

Uzmanlara göre bu gelişmeler, Kim Jong Un yönetimindeki Kuzey Kore’de teorik düzeyde bile var olan denge-denetleme mekanizmalarının tamamen ortadan kalktığını gösteriyor.

Nükleer Yetki Devredilebilecek

Anayasadaki en dikkat çekici maddelerden biri de nükleer silahlarla ilgili düzenleme oldu.

Yeni metin, Devlet İşleri Komisyonu Başkanının Kuzey Kore’nin nükleer kuvvetlerinin komutanı olduğunu koruyor. Ancak ilk kez başkanın bu yetkileri başka kişilere devredebileceği de belirtiliyor.

Bu değişiklik, kriz veya savaş senaryolarında komuta zincirine dair yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Toplumun Militarizasyonu Derinleşiyor

Anayasada toplum ve ekonomiyle ilgili değişiklikler de dikkat çekiyor.

Yeni maddelerde devletin “savunma bilim ve teknolojisini geliştireceği”, “ulusal savunma sanayiinin modernizasyonunu artıracağı” ve “toplum genelinde askerî odaklı bir atmosfer oluşturacağı” belirtiliyor.

Metinde ayrıca halkın tamamının “direnişe tam hazırlıklı hale getirilmesi” gerektiği vurgulanıyor.

Bu ifadeler, Pyongyang yönetiminin toplumun militarizasyonunu daha da derinleştirmeyi hedeflediğine işaret ediyor.

Vergisiz Devlet ve Ücretsiz Refah Söylemi Geri Çekiliyor

Bazı değişiklikler ise ekonomik gerçekliklerin anayasal düzeyde kabul edilmeye başlanması olarak yorumlanıyor.

Anayasadaki “vergilerin kaldırıldığı ülke” ifadesi tamamen çıkarıldı.

Daha önce devletin tüm vatandaşlara “yiyecek, kıyafet ve yaşam için gerekli tüm koşulları sağladığı” belirtilirken, yeni metinde bunun yerine devletin yalnızca “refah ve medeni yaşam koşulları sağlamaya çalıştığı” ifade ediliyor.

İşçi emeğinin “sömürüden ve baskıdan kurtarıldığı” yönündeki klasik sosyalist ifade de kaldırıldı.

Sağlık sistemine ilişkin “kapsamlı ücretsiz sağlık hizmeti” ve “önleyici tıp sistemi” vurguları da yeni metinde yer almıyor.

Bu değişiklikler, Kuzey Kore’nin ekonomik ve toplumsal krizlerini artık ideolojik sloganlarla tamamen gizleyemediği şeklinde yorumlanıyor.

Birçok gözlemciye göre 2026 anayasa değişiklikleri, yalnızca teknik bir hukuk reformu değil; Kim Jong Un döneminde Kuzey Kore devletinin ideolojik kimliğinin, ulusal vizyonunun ve güç yapısının yeniden tanımlanması anlamına geliyor. Son derece opak bir yapısı olan Kuzey Kore’de bu değişikliklerle tam olarak ne amaçlandığı ve ülkeyi nasıl şekillendireceğini öngörebilmek de kolay değil. 

Hazar Gökçen

Leave A Comment

At vero eos et accusamus et iusto odio digni goikussimos ducimus qui to bonfo blanditiis praese. Ntium voluum deleniti atque.

Melbourne, Australia
(Sat - Thursday)
(10am - 05 pm)