Dünya ekonomisi son yıllarda pandeminin yaralarını sarmaya çalışırken, Ukrayna savaşıyla gelen enerji krizi ve yüksek enflasyon dalgası henüz tam olarak sona ermemişti. Tam da bu kırılgan dönemde Orta Doğu’da yükselen yeni bir jeopolitik gerilim küresel ekonomi üzerinde yeni bir belirsizlik dalgası yaratıyor. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında tırmanan askeri gerilim yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil; aynı zamanda enerji piyasalarından küresel ticarete, enflasyondan finansal piyasalara kadar geniş bir ekonomik etki alanına sahip.
Bugün yaşanan gelişmeleri yalnızca askeri bir çatışma olarak okumak eksik olur. Bu kriz aynı zamanda küresel ekonominin yeni bir enerji ve tedarik zinciri şokuyla karşı karşıya kalma ihtimalini de beraberinde getiriyor.
Enerji Piyasalarının Sinir Ucu: Hürmüz Boğazı
Orta Doğu’daki herhangi bir çatışmanın küresel ekonomiye etkisi çoğunlukla enerji piyasaları üzerinden gerçekleşir. Çünkü dünya petrol ve doğalgaz ticaretinin önemli bir bölümü bu bölgeden geçmektedir. Özellikle Hürmüz Boğazı, küresel enerji sisteminin en kritik geçiş noktalarından biridir.
Bu dar su yolu üzerinden her gün dünya petrolünün yaklaşık beşte biri taşınmaktadır. Aynı zamanda küresel LNG ticaretinin önemli bir kısmı da bu rotayı kullanır. Eğer bu geçiş yolu uzun süre kapatılır ya da ciddi biçimde aksarsa, enerji piyasalarında çok hızlı bir fiyat sıçraması yaşanabilir.
Nitekim son günlerde yaşanan askeri gelişmeler petrol fiyatlarında hızlı bir yükseliş beklentisi doğurdu. Analistlere göre petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesine çıkması küresel büyümeyi aşağı çekerken enflasyonu da yukarı itebilir.
Enerji maliyetlerindeki bu artış yalnızca petrol ithalatçısı ülkeleri değil, neredeyse tüm dünya ekonomisini etkiler. Çünkü petrol fiyatı yükseldiğinde:
• Ulaşım maliyetleri artar
• Üretim maliyetleri yükselir
• Gıda fiyatları artar
• Enflasyon yükselir
Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki bir şok kısa sürede küresel bir enflasyon dalgasına dönüşebilir.
Küresel Ticaret ve Tedarik Zincirleri Üzerindeki Baskı
Enerji fiyatları savaşın ilk ekonomik etkisidir, ancak tek etkisi değildir. Savaşın bir diğer önemli sonucu küresel ticaretin aksamasıdır.
Orta Doğu aynı zamanda dünya ticaretinin önemli deniz yollarını barındırır. Bu bölgede yaşanan askeri gerilim sigorta maliyetlerini artırır, gemi taşımacılığını yavaşlatır ve lojistik maliyetlerini yükseltir.
Son gelişmelerde özellikle gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin taşınmasında ciddi aksaklıklar yaşandığı ve bunun küresel gıda fiyatlarını yükseltebileceği belirtilmektedir.
Bu durumun zincirleme etkileri oldukça geniştir.
Enerji fiyatı yükselir → Gübre maliyeti artar → Tarımsal üretim pahalılaşır → Gıda fiyatları yükselir.
Küresel ekonomi geçmişte bu zincirin sonuçlarını defalarca görmüştür. 1970’lerde yaşanan petrol krizleri dünya ekonomisini stagflasyona sürüklemişti. Bugün de benzer bir riskin yeniden gündeme geldiğini söylemek mümkündür.
Finansal Piyasalar: Belirsizlik ve Güvenli Liman Arayışı
Jeopolitik krizler yalnızca reel ekonomi üzerinde değil, finansal piyasalar üzerinde de güçlü etkiler yaratır.
Savaş riski arttığında yatırımcı davranışları hızla değişir. Riskli varlıklardan kaçış başlar ve yatırımcılar daha güvenli gördükleri alanlara yönelir.
Bu süreçte genellikle şu gelişmeler görülür: Borsalarda dalgalanma artar, değerli metalfiyatları yükselir, enerji şirketlerinin hisseleri yükselir..
Nitekim İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından küresel borsalarda düşüş ve piyasalarda volatilite gözlenmiştir.
Bunun en önemli nedeni yatırımcıların belirsizlikten kaçma eğilimidir. Çünkü savaşın ne kadar süreceği, hangi ülkelerin çatışmaya dahil olacağı ve enerji arzının ne kadar etkileneceği gibi soruların net bir cevabı yoktur.
Dünya Ekonomisi Yeni Bir Enflasyon Dalgasına mı Giriyor?
Bugün dünya ekonomisinin en büyük sorunu hâlâ enflasyondur. Pandemi sonrası dönemde yükselen fiyatlar merkez bankalarını agresif faiz artışlarına zorladı.
Ancak enerji fiyatlarının yeniden yükselmesi bu mücadeleyi daha da zorlaştırabilir.
Analistler petrol fiyatlarındaki kalıcı bir artışın küresel enflasyonu 0.6-1.0 puan artırabileceğini öngörüyor.
Bu durum merkez bankaları açısından önemli bir ikilem yaratır: Faizler düşürülürse enflasyon yeniden hızlanabilir, faizler yüksek tutulursa ekonomik büyüme yavaşlayabilir.
Dolayısıyla Orta Doğu’daki savaş ihtimali yalnızca enerji fiyatlarını değil, aynı zamanda küresel para politikasını da doğrudan etkileyen bir faktör haline gelmiştir.
Türkiye Ekonomisi Bu Savaştan Nasıl Etkilenir?
Türkiye açısından bu gelişmelerin etkisi birkaç farklı kanaldan ortaya çıkacaktır.
1. Enerji faturası
Türkiye enerji ithalatçısı bir ülkedir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi doğrudan cari açığı artırır.
Petrol fiyatlarında yaşanacak her 10 dolarlık artış Türkiye’nin enerji faturasını milyarlarca dolar yükseltebilir. Bu da: cari açık, enflasyon ve döviz kuru üzerinde baskı yaratır.
2. Enflasyon
Enerji fiyatları Türkiye’de enflasyonun en önemli belirleyicilerinden biridir.
Petrol fiyatı yükseldiğinde: Akaryakıt fiyatları artar, ulaşım maliyetleri yükselir, üretim maliyetleri artar. Bu durum kısa sürede tüketici fiyatlarına yansır.
3. Turizm ve ticaret
Orta Doğu’daki bir savaş bölgesel risk algısını yükseltir. Bu durum bazı ülkelerden gelen turist sayısını azaltabilir.
Öte yandan Türkiye coğrafi konumu nedeniyle aynı zamanda lojistik ve ticaret açısından alternatif bir merkez haline de gelebilir.
Yani savaşın Türkiye üzerindeki etkisi tamamen negatif olmayabilir.
4. Jeopolitik fırsatlar
Türkiye hem NATO üyesi hem de bölge ülkeleriyle ilişkileri olan bir ülkedir. Bu nedenle diplomatik arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeline sahiptir. Böyle bir rol Türkiye’nin bölgesel ve küresel diplomatik ağırlığını artırabilir.
Yeni Bir Küresel Ekonomik Döneme Giriyor Olabiliriz
İran, İsrail ve ABD arasında tırmanan gerilim yalnızca askeri bir çatışma değil, aynı zamanda küresel ekonominin yeni bir stres testi anlamına geliyor.
Enerji piyasaları, tedarik zincirleri ve finansal sistem bu krizin etkilerini şimdiden hissetmeye başladı. Eğer çatışma uzun süre devam eder ve bölgesel bir savaşa dönüşürse dünya ekonomisi yeni bir enerji krizi ve enflasyon dalgası ile karşı karşıya kalabilir.
Türkiye açısından ise bu süreç hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor.
Enerji fiyatları ve enflasyon baskısı kısa vadede ekonomik zorluklar yaratabilir. Ancak jeopolitik konum ve diplomatik kapasite doğru kullanılırsa Türkiye bölgesel güç dengelerinde daha etkili bir rol üstlenebilir.
Orta Doğu’daki savaşların tarihi bize şunu gösteriyor: Bu bölgedeki her kriz yalnızca bölgesel bir mesele değildir. Aslında dünyanın geri kalanını da doğrudan etkileyen küresel bir ekonomik depremdir. Bugün yaşananlar da tam olarak böyle bir sürecin başlangıcı olabilir.
Dicle Bozdan Kala


