23/09/2026
Doğurganlık hızındaki belirgin düşüşle birlikte ülke nüfusunun yaşlanmasından hoşnutsuz ve aile kurumu bağlamında da çok muhafazakâr olan AKP iktidarı2025 yılını “Aile Yılı”, 2026-2035 dönemini de “Aile ve Nüfus On Yılı”olarak ilan etti. Ancak aile yapısının korunması ve nüfus politikalarının güçlendirilmesine yönelik adımların atılması amacıyla alınan bu kararlar henüz güçlü teşvik programları aracılığıyla icraata yansımış değil. Evlenmeyi planlayan çiftlere yönelik kamusal finansal destek programlarının yetersizliği ve bu programlarda gençler lehine yapılması gereken revizyonlar çok net bir şekilde tespit edilebiliyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın en bilinen finansal destek programı olan “Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi” geleceğe dair güçlü bir vizyonun ilanı olarak nitelenen 2025 Aile Yılı’nın başlarında aile kurumunu güçlendirme ve dinamik nüfus yapısını koruma hedefiyle ülke genelinde hayata geçirildi. Buprogram kapsamında, evliliğe hazırlanan 18-25 yaş grubundaki genç çiftlere Aile ve Gençlik Fonu aracılığıyla 2 yıl geri ödemesiz, 48 ay vadeli 250 bin TL faizsiz kredi desteği sağlanmakta. Bu krediden faydalanmak için çiftlerin aylık toplam geliri brüt asgari ücretin 2,5 katını aşmamak zorunda ve başvuran gençlerin bakanlık tarafından düzenlenen evlilik öncesi eğitim ve danışmanlık hizmetlerine katılması da gerekmekte.
Program kapsamında evlilik kredisi kullanan çiftler evliliklerinin ilk 48 ayı içerisinde bir çocuk sahibi olursa kredi borçlarının 12 aylık taksiti hibe ediliyor ve kalan ödemeleri 12 ay boyunca erteleniyor. Eğer çiftler toplam 60 aylık vade içinde ikinci çocuklarını da dünyaya getirirse, kalan tüm kredi borcu tamamen silinerek hibe desteğine dönüştürülüyor. Yani iki çocuk sahibi olmada yeterince hızlı davranabilen çiftler, krediyi geri ödemekten kurtulabiliyorlar. Tabii söz konusu kredi miktarı 250 bin TL yerine örneğin 2,5 milyon lira olsaydı, bu teşvikin çocuk sahibi olma kararını etkileme olasılığı çok daha yüksek olurdu.
Finansal destek programının koşulları arasında yer alan yaş sınırının fazlasıyla dışlayıcı olduğunu söylemek herhalde hakkaniyetsiz bir yorum olmaz. 250 bin TL kredi alabilmek için evlenecek gençlerin her ikisi de 18-25 yaş grubunda olmak zorunda. Eğer biri 26-29 yaş grubundaysa kredi miktarı 200 bin liraya düşüyor. 30 yaşa gelindiği anda da kredi alma şansı tamamen ortadan kalkıyor.
Günümüzde gençlerin büyük çoğunluğu evlenmek için kendilerini duygusal ve finansal anlamda hazır hissettiklerinde 20’li yaşları çoktan tamamlamış oluyorlar. Devlet 30’lu yaşlarında bekâr olan gençleri finansal destek programından dışlayarak evlilik yapma olasılıklarını biraz daha aşağı çekmiş,yaşa bağlı bir ayrımcılık yapmış ve beyhude bir sosyal mühendisliğe kalkışmış oluyor. Zorlu hayat mücadeleleri veren ülke insanları evlenebilecekleri birini 30’lu, hattȃ 40’lı yaşlarda bulabilirken ve nüfusa katkı yapma potansiyelleri de halen mevcut iken, devletin “size destek yok” demesi kabul edilebilir bir durum değil.
Aile Bakanlığı’nın 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nda verilen bilgiye göre Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi kapsamında 2025 yılında toplam 163.812 başvuru alınarak 51.092 hak sahibine ödeme yapılmış ve 124.834 kişiye de evlilik öncesi eğitim/danışmanlık hizmetleri sunulmuş. 2025 ylında ülkemizde 552 bin evlilik yapıldığı, yani yaklaşık 1 milyon 100 bin gencin evlendiği dikkate alınırsa, bu programdan yıl içinde evlilik yapan her 20 çiftten sadece birinin yararlanabildiği anlaşılıyor. Dolayısıyla, Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi’nde gerek destek miktarlarının, gerekse destekten yararlanabilmek için getirilen koşulların tekrar değerlendirilmesi büyük önem arzediyor.
‘Çeyiz hesabı’ uygulamasında durum daha da vahim
Aile Bakanlığı tarafından 2016 yılında hayata geçirilen ‘çeyiz hesabı’ sistemiyle orta vadede evlenmeyi planlayan ve bu amaçla para biriktiren gençlere devletdesteği sağlandığı söyleniyor. Sisteme dahil olan bankalardan birinde açtıkları çeyiz hesabına düzenli olarak para yatıran gençler, bekarlık döneminin sonunda evlendiklerinde bu parayı ve faiz getirisini – bireysel emeklilik sisteminde olduğu gibi – devlet katkısı ile birlikte geri alabiyorlar. Devlet katkısına hak kazanmak için hesaba en az 3 yıl boyunca para yatırılmış olması gerekiyor. Süre uzadıkça devlet katkısı yüzde 20’den yüzde 25’e kadar yükseliyor.
2026 yılı itibarıyla aylık ödemelere ilişkin alt sınır 1.800 TL, üst sınır ise 18.000 TL civarında. Açılış esnasında bir defaya mahsus olmak üzere 270 bin TL’ye kadar para yatırılabiliyor. Devlet katkısının hesaplanmasında evlilik tarihindeki birikim esas alınıyor. Düzenli ödeme süresine bağlı olarak azami devlet katkısı miktarları bu yıl şu şekilde:
| Düzenli ödeme süresi | Devlet katkısı oranı (%) | Azami devlet katkısı |
| 36 aydan daha az | 0 | 0 TL |
| 36-47 ay | 20 | 75.548,07 TL |
| 48-59 ay | 22 | 87.170,83 TL |
| 60 ay ve üzeri | 25 | 104.605,05 TL |
Yani evlilik tarihinde çeyiz hesabınızda 1 milyon lira olsa dahi 250 bin lira yerine yaklaşık 105 bin lira destek alabiliyorsunuz. Eğer sistemde 5 yıldan daha az kaldıysanız bu meblağ daha da aşağı iniyor.
Çeyiz hesabı sisteminin uygulamaya konmasının üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen, çok bilinen ve faydalanılan bir program olduğunu söylemek mümkün değil. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2025 Yılı Faaliyet Raporu’na göre tüm bankalardaki aktif çeyiz hesabı sayısı sadece 875 ve toplam mevduat miktarı da 52 milyon lirada kalmış.
Çeyiz hesabı sisteminde çok az katılımcı olmasının başlıca iki sebebi olduğusöylenebilir. Bunlardan birincisi devlet katkısı alabilmek için evliliğin 27 yaş dolmadan yapılmasının şart olması. Günümüzde üniversiteye giden bir genç okulunu bitirip para kazanmaya başladığında zaten 23-24 yaşına gelmiş oluyor. Birikim yapabilecek bir maaşa sahip olması da belli bir süre gerektiriyor. Buna da 25 yaş dersek ve üstüne de 3 yıl koyarsak 28 yaşa ulaşıyoruz ki bu da devlet desteği hakkını kaybetmek anlamına geliyor. Maddi durumu daha erken yaşlarda para biriktirmeye uygun olan gençler de 27 yaşına kadar evleneceklerinden emin olmadıkları için sistemi cazip bulmuyor olmalılar.
Sistemin ilgi görmemesinin bir diğer sebebi bankaların çeyiz hesaplarına düşük faiz oranları veriyor olması. Çeyiz hesaplarına yıllık yüzde 12 ile yüzde 21 arası faiz oranları sunuluyor. Bu getirinin üzerine yüzde 20-25 devlet katkısı eklenince bankaların standart vadeli mevduat hesapları için geçerli olan faiz oranlarına ancak ulaşılabiliyor.
Sistemde en az 3 yıl kalmayı ve 27 yaşını doldurmadan önce çıkmayı zorunlu tutup, yapılan ödemelere de gülünç faiz oranları işlettiğinizde tabii ki bu programı gençler için çekici olmaktan çıkarmış oluyorsunuz ve yurt çapındaki katılımcı sayısı binin altında kalıyor. Oysa ki ufak parametre değişiklikleriyle sistemi gerek katılımcı bankalara gerekse devlete büyük bir yük olmayacak şekilde daha popüler ve etkili hale getirmek mümkün.
Eğer ülkemizde aile kurumunun güçlü kalması ve nüfus yaşlanmasının önüne geçilmesi gerçekten isteniyorsa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi programını kredi miktarı arttırılacak, gelir düzeyi koşulu esnetilecek ve yaş sınırı kaldırılacak şekilde revize etmeyi gündemine almalı. Benzer şekilde çeyiz hesabı sisteminde de faydalanıcı sayısını hızla arttıracak şekilde revizyona gidilmeli. Mevcut uygulamalar, tüm iddialı söylemlere karşın, aile kurumuna olan desteğin lâfta kaldığını düşündürüyor.
Prof. Dr. Cem BAŞLEVENT



