Ramazan Sofrası Neden Küçülüyor?

Ramazan gelince Türkiye’de iki şey mutlaka konuşulur: Hilalin görünmesi ve pidenin fiyatı.Aslında ikincisi birincisinden daha fazla tartışılıyor artık. Çünkü mesele sadece pide değil.Mesele sofranın kendisi..

Eskiden Ramazan demek; kalabalık sofralar, çeşit çeşit yemekler, iftara yetişme telaşı demekti. Şimdi ise Ramazan yaklaşırken insanların ilk baktığı şey, market etiketleri.

Ve ne yazık ki tablo ağır.

Gıda Enflasyonu: Sofranın Sessiz Düşmanı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine baktığınızda son yıllarda gıda fiyatlarının genel enflasyonun üzerinde arttığını görüyorsunuz. Bu ne demek?

Şu demek:
Gelir artıyor gibi görünse de mutfaktaki yangın daha hızlı büyüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası analizleri Ramazan aylarında özellikle işlenmemiş gıda kalemlerinde fiyat artışının hızlandığını gösteriyor. Et, sebze, bakliyat, unlu mamuller…

Ramazan’da talep artıyor. Arz sınırlı. Fiyat yukarı gidiyor. Bu kadar basit. Ama sonuçları okadar basit değil.

Pide Endeksi: Ekonominin Gerçek Termometresi

Her yıl aynı soru: “Bu yıl Ramazan pidesi kaç lira?”

Bu soru aslında bir ekonomik analiz sorusu.

2015’te 1,5 liraya alınan pide, bugün büyük şehirlerde 25 liraya dayanmış durumda(yumurtalı pide istersen o 50 Tl ve lükse kaçıyor). Artış oranına bakınca, çoğu dönemde ücret artışını geride bırakan bir tablo var.

Peki mesele sadece pide mi?

Hayır.

Pide, dar gelirlinin Ramazan’daki temel besinidir. Et alamayan, tatlı yapamayan, iftar menüsü oluşturamayan milyonlar için pide; sofranın ana taşıyıcısıdır.

Bir ülkenin ekonomik sağlığını bazen karmaşık modellerle değil, “Bir asgari ücretle kaç pide alınabiliyor?” sorusuyla ölçersiniz.

İşte o yüzden “pide endeksi” sembolik ama gerçektir.

Sofrada Çeşit Azalıyor

Sahaya bakınca tablo daha net. Eskiden iftar sofralarında: Çorba, ana yemek, pilav, salata, tatlı olurdu. Şimdi birçok evde bunun belki de ancak yarısı sofralarda..

Et tüketimi dar gelir grubunda ciddi biçimde azalmış durumda. Kırmızı et zaten uzun süredir lüks kategorisinde. Tavuk bile artık hesaplanarak alınıyor. Ramazan’da misafir ağırlamakültürü bile sessizce daralıyor. Çünkü misafir davet etmek artık bütçe kalemi.

Reel Gelir Eriyor

Sorunun adı teknik olarak şu: Reel satın alma gücü kaybı.

Nominal maaş artıyor. Ama gıda enflasyonu daha hızlı artıyorsa, vatandaş aslında fakirleşiyor. Bu fakirleşme en çok Ramazan’da hissediliyor. Çünkü Ramazan’da tüketim sadece fizyolojik değil, kültüreldir. Sofra bir kimliktir. Paylaşım bir gelenektir. Ve sofra küçülüyorsa, o küçülme sadece ekonomik değildir. Psikolojiktir. Sosyolojiktir.

Ramazan ve Eşitsizlik

Ramazan aynı mahallede iki farklı Türkiye’yi gösteriyor. Bir tarafta lüks iftar menüleri. Diğer tarafta hesap yaparak alışveriş yapan aileler. Gelir dağılımındaki bozulma, Ramazan’da daha görünür hâle geliyor. Çünkü bu ayda tüketim kamusallaşıyor. Sofra görünür oluyor.Ekonomik kriz gündelik hayatta en çok mutfakta hissedilir. Ama Ramazan’da mutfak ülke gerçeğine dönüşür.

Fırsatçılık mı, Yapısal Sorun mu?

Her Ramazan aynı tartışma başlar: “Fahiş fiyat var mı?”

Elbette denetim önemlidir. Ama sorun sadece fırsatçılık değil. Sorun yapısal.

• Tarımda maliyet artışı

• Lojistik giderler

• Döviz kuru etkisi

• Enerji maliyetleri

Hepsi gıda fiyatına yansıyor. Ramazan bu yapısal sorunu görünür kılıyor sadece.

Asıl Soru

Ramazan’da mesele pidenin fiyatı değil.

Mesele şu: Geçen yıl aynı bütçeyle kurulan iftar sofrası bu yıl kurulabiliyor mu?

Eğer cevap hayırsa, orada enflasyon vardır. orada gelir erozyonu vardır, orada ekonomik kırılganlık vardır. Ve Ramazan bunu saklamaz.

Çünkü Ramazan’da ekonomi rakam değil, sofradır…

Dicle Bozdan Kala

Leave A Comment

At vero eos et accusamus et iusto odio digni goikussimos ducimus qui to bonfo blanditiis praese. Ntium voluum deleniti atque.

Melbourne, Australia
(Sat - Thursday)
(10am - 05 pm)