Ulus-devletlerde Etnik Heterojenlik ve Ayrılıkçılık – 2: Fransa Örneği

  • Anasayfa
  • Analizler
  • Ulus-devletlerde Etnik Heterojenlik ve Ayrılıkçılık – 2: Fransa Örneği

Süregiden barış süreci ve Suriye’deki gelişmelerle ilişkili olarak “ulus-devletlerde etnik heterojenlik ve ayrılıkçılık” üzerine yazılarıma ikincisiyle devam ediyorum.

İlk yazımda[i], özetle, 18. yüzyıldan itibaren tüm dünyada imparatorlukların parçalanarak ulus-devletlerin ortaya çıktığını, ulus-devletin “her millete tek devlet” kaidesini esas aldığını, ancak ulus-devletin sınırları içerisinde millete esas teşkil eden çoğunluk etnik gruptan başka etnik grupların da bulunduğunu ve bu durumun ulus-devletlerin temel açmazlarından birisi olduğunu belirttim. Bu doğrultuda, ulus-devletlerin zorla göç ettirme ve kültürel asimilasyon metotlarına başvurduklarını ama hem insani hem demokratik açıdan zaten sorunlu olan bu yöntemlerin bu açmaza tam olarak çare de üretmediğini, özellikle azınlık etnik grubun çoğunluk etnik gruptan farkı, nüfusu ve çoğunluk oluşturduğu bölgenin büyüklüğü arttıkça ortak kimliğe asimilasyona olan direncinin de arttığını ifade ettim ve bu doğrultuda İspanya’dan Katalan ve Bask örneklerini verdim.

Kürtler

Katalanlar ve Basklara benzer bir durumun Kürtler için de geçerli olduğu söylenebilir. Net bir veri olmamakla beraber bugün Kürtlerin Türkiye nüfusunun %15-20’sini oluşturduğu tahmin edilmektedir. Kürtler Türkiye’nin güneydoğusu ve doğusunun büyük bölümünde çoğunluklar. Ayrıca, Kürtlerin anadili olan Kürtçe İrani dil ailesine mensup olup Türkçe’den tamamen farklı bir dil. Tüm bu faktörler Kürtlerin çoğunluğunun kendilerini ortak Türk kimliğinin parçası olarak görmemelerini beraberinde getirmektedir. “Kürt sorunu” dediğimiz meselenin özünde de bu kendini ortak kimliğin parçası olarak görmeme durumu yatmaktadır.

Kürt sorunu, ulus-devletlerin temel açmazlarından birisi olan etnik heterojenlik ve ayrılıkçılık sorununun bir parçası olduğuna göre, bu sorunu deneyimleyen tek ülke elbette ki Türkiye olamaz. Öyleyse dünyadaki diğer örnekleri incelemek ve Kürt sorunu ile karşılaştırmak Kürt sorununu daha iyi anlamak ve çözüm üretmek adına faydalı olacaktır.

Bu doğrultuda ilk olarak gelişmiş ülkelere ve coğrafyalara bakmak en doğrusu. Kürt meselesi her mevzubahis olduğunda milliyetçi/ulusalcı Türklerin sık referans gösterdiği Fransa ile başlanabilir. Başta Atatürk olmak üzere Türkiye’nin kurucu siyasal elitinin de kuruluş sürecinde Fransız ulus-devletini örnek aldığını düşünürsek Fransa gerçekten de karşılaştırma yapmak için iyi bir vaka olarak karşımıza çıkar.

Oksitanlar, Korsikalılar, Bretonlar

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, Fransız Devrimi’yle beraber Fransız ulus-devleti kurulduğunda Fransa da etnik olarak heterojen bir ülkeydi. Bu dönemde nüfusun %45-50’sinin Fransız, %25-30’unun ise Oksitan olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bugün Fransa’da Oksitanlar arasında ayrılıkçı eğilimler var olmakla beraber bu eğilimler oldukça zayıftır. Fransız Devrimi’nden günümüze Oksitanların bazı kültürel/dilsel direnişleri olmuş olsa da, Kürt sorunundakine benzer şekilde, Oksitanlar arasında silahlı bir isyan veya şiddet içerikli direniş hareketi hiçbir zaman olmamıştır. Şüphesiz bunun en önemli nedeni, Fransızlar ve Oksitanların ikisinin de aynı dil ailesine mensup (Latin) ve aynı coğrafyayı paylaşan akraba iki halk olmalarıdır. Bu sebeple Oksitanların Fransız devletinin ulus-devlet inşasındaki ortak kimlik politikaları doğrultusunda asimile olmaları kolay olmuştur. Bu durum, Kazakların veya Kırgızların hipotetik olarak Türklerle aynı coğrafyayı paylaşmaları ve zamanla Türkleşmeleri gibi düşünülebilir.

Öte yandan, Fransız ulus-devletinin kurulduğu dönemde Fransa’daki tek etnik azınlık grup Oksitanlar değildir. Bu bağlamda öncelikle Korsikalılar, Bretonlar ve Baskları saymak gerekir çünkü bu gruplar silahlı örgüt de kuracak şekilde Oksitanlara kıyasla Fransız devletinin asimilasyon politikalarına görece daha sert reaksiyon göstermiştir.

Fransa’ya karşı en güçlü ayrılıkçı eğilim Korsikalılardan gelmiştir. Bunun sebebi, öncelikle, Korsikalıların Fransızca konuşmamasıdır. Korsikaca aslında İtalyanca’nın bir lehçesidir ve ayrıca bir ada olan Korsika Fransa’ya görece geç bir tarihte (1769) katılmıştır. Bu yüzden Korsikalıların çoğu kendilerini Fransa’nın bir parçası olarak görmezler. Bu doğrultuda, 1976’da kurulan Korsika Ulusal Kurtuluş Cephesi birçok bombalama ve sabotaj eylemi gerçekleştirmiş, bu eylemler Korsikalıların çoğu tarafından da desteklenmiştir. Bugün silahlı eylemler bitmiş olmakla beraber Korsika’da yerel milliyetçi partiler ve onların özerklik talebi halen güçlüdür.

Korsikalılardan sonra Fransa’daki en güçlü şiddet içerikli ayrılıkçı hareket Bretonlardan gelmiştir. Fransız ulus-devletinin kurulduğu dönemde tahminen nüfusun %6-7’sini oluşturan Bretonlar Fransızcadan apayrı Kelt ailesinden bir dil konuşmaktadır. Bretonlar da Breton Devrimci Ordusu adında bir örgüt kurup ETA kadar etkili olmasa da 1960’lardan 1990’lara bir takım sembolik bombalama eylemleri gerçekleştirmiştir. Ancak, Breton ayrılıkçılığı özellikle sıradan halkın siyasi öncü ve liderler kadar bu davaya önem vermemesi nedeniyle uzun süreli olmamıştır. Bugün Bretonların çoğunluğu Fransız kimliğine asimile olmuş durumdadır. Fransa’da Bretonca eğitim vardır ancak alanı sınırlıdır. Örneğin, İspanya’da Katalanca veya Baskçaya benzer şekil ve düzeyde Fransa’da Bretonca eğitim yapılmamaktadır.

Fransa’daki ayrılıkçı etnik gruplara son bir örnek Basklar verilebilir. Ancak, Baskların çoğunluğu asıl olarak İspanya’da yaşadıkları ve Fransa’da çok küçük bir azınlık oluşturdukları için, “Irrintzi” gibi bir silahlı örgüt kurmuş olsalar da bu örgüt İspanya’daki ETA gibi ciddi bir eylem kapasitesine hiçbir zaman sahip olmamıştır. Dolayısıyla Fransa’daki ayrılıkçı Bask hareketi Fransa için hiçbir zaman ciddi bir tehdit oluşturmamıştır.

Fransa’nın bölünmez bütünlüğü

Bugün Fransa katı üniter yapısını büyük oranda korumaktadır. Korsika’ya sağlanan fiili özerklik haricinde özerk idari bir yapı yoktur. Korsika’ya sağlanan özerklik de anayasada yer almamaktadır. Anayasasına göre Fransa “bölünmez bir cumhuriyet”tir.

Ancak, “bölünmez” Fransa’da bile “bölgesel dillerin Fransa’nın bir parçası olduğu” anayasada yazmaktadır (madde 75). Böylece Fransa’da hem Fransızca dışındaki dillerin varlığı anayasaca tanınmakta hem de bu diller anayasal korunma altına alınmaktadır. Ayrıca, bölgesel düzeyde Oksitan veya Korsikalı partilerin temsilcileri de seçimlerde yarışıp Ulusal Meclis’e temsilci gönderebilmektedir.   

Öte yandan, Türkiye ile karşılaştırma açısından şunu unutmamak gerekiyor: Fransa’da etnik ayrılıkçı hareketler var olmakla birlikte Türkiye’de Kürtlerin tanınma talebi ve/ya ayrılıkçılığına tam olarak uyan bir örnek yoktur. Çünkü Fransa’daki ayrılıkçı etnik grupların Fransa’da nüfusa oranı oldukça düşüktür. Bugün Korsikalıların veya Baskların Fransa içerisindeki nüfuları %1 dahi değildir. En kalabalık grup olan ve dil ve nüfus açısından Kürtlerin Türkiye’deki durumlarına kısmen benzetilebilecek olan Bretonların dahi Fransa’daki nüfusları %6-7 civarıdır (bu rakama bugün kendisini Fransız gibi görenler de dahildir). Ayrıca Bretonların Fransa dışında varlıkları da yoktur. Kürtler ise Türkiye nüfusunun %15-20’sini oluşturdukları gibi ayrıca Türkiye dışında da yüksek bir nüfusa sahiptirler.

Aslında Kürtlerin durumu açısından Türkiye ile karşılaştırılabilecek daha iyi örnek İspanya’dır. Bu yüzden, bir sonraki yazımda İspanya örneğini inceleyeceğim.


[i] https://ideapolitik.com/ulus-devletlerde-etnik-heterojenlik-ve-ayrilikcilik-1-ulus-devletin-temel-acmazi/

Leave A Comment

At vero eos et accusamus et iusto odio digni goikussimos ducimus qui to bonfo blanditiis praese. Ntium voluum deleniti atque.

Melbourne, Australia
(Sat - Thursday)
(10am - 05 pm)